Kentimiz Buca Sorunlar Yumağına Boğulmuş, Can Çekişiyor
Hemen her gün Menderes Caddesi’nde NATO Kavşağı’na kadar yürürüm. Dönüşte mutlaka İşçi Evleri, Onat Caddesi, eski Buca Cezaevi, Vergi Dairesi, Pazaryeri derken yürüyüş biter.
Bugün rotayı Kemer İZBAN’a kadar uzattım. Yani Buca’dan sonra Dayko Camii durağı, eski Ülkü Sineması sokakları, Gürçeşme, Mehtap Mahallesi… Uzun yürüyüşte gördüğüm gerçek şu: Konak mahalleleriyle Buca mahallelerini kıyasladığınızda arada inanılmaz farklar var.
Üstelik Gürçeşme, Dayko gibi büyük semtler —kenar mahalle diyebileceğimiz yerler— olmasına rağmen tek bir dolu çöp konteynerine rastlamadım. Sokaklarda çöp yığınları yoktu. Parklar, sulama dışında, fena durumda sayılmazdı.
Buca’da ise Üçkuyular’dan eski Fakirhane dediğimiz Menderes Caddesi’ne; Gürçeşme’ye bağlanan ana arterden Homeros Kavşağı’na kadar uzanan hatta, şehrin ana damarında durum vahim. Trafiğin, sağlı sollu mahallelerin; “merkez” diye tabir edilen, ilk kurulan yerleşim alanlarının her sokağında çöp yoğunluğu ve konteynerlerden akan çöp suları, gerçekten Konak’ın kenar mahalleleriyle bile kıyaslanamaz durumda.
Buca bunu hak ediyor mu, dersiniz?
Ben evet derim.
Sadece ambleminde altı ok var diye, adı CHP diye verilen oyların bir karşılığıdır bugün Buca’da yaşanan bu büyük kargaşa ve çöp terörü.
Ehliyetsiz insanların eline geçmiş bir Buca’dan bahsediyoruz.
Cahil ama kurnaz; cahil ama hırsızlığın kitabını yazmış; feodal, mezhepçi kol ağlarına, onların örgütlü yapılarına kayıtsız oy verenlerin cezasız kalmayacağının kanıtıdır bugün Buca’da yaşananlar.
Yarın yine seçim olsa, tüm bunlar unutulur. Yeni hırsızlara alan açılır ve Buca’da yine kazanırlar.
Şehrin on beş yıldan fazla katma değeri çalınmıştır; çalınmaya da devam edilecektir. Buna itirazım olmaz. Sonuçta hırsız da olsa sizin hırsızınız olacaktır.
Ama unutmayın:
Bir daha bizim gibi, sadece yaşadığı kenti düşünen deliler yanınızda olmayacaktır.