FETÖ’NÜN AVLAMA SANATI VE KRİPTO FETÖ’CÜLER
Kemal Kılıçdaroğlu bir projedir. Önce DSP Bayrampaşa belediye başkan adaylığı başvurusu ile başlayan, ardından DYP milletvekili adaylığı arayışıyla süren ve en nihayetinde Kemal Derviş kontenjanından CHP’ye kapak atmasıyla devam eden bu süreç; günün sonunda onun CHP Genel Başkanı olmasıyla noktalanmıştır. Bugün ise Saray’ın CHP’ye yönelik darbe operasyonunun bir numaralı kripto memuru, ikinci kez partiyi ele geçirmiştir.
FETÖ’nün “avlama sanatı” üzerine kendimce kısıtlı da olsa yaptığım araştırmalar ve topladığım belgeler sonucunda ifade etmeliyim ki; bu tip yapılar en başta vatansızlardan oluşur. İnsan devşirme noktasında avcılık becerileri, kiminle nasıl bağ kuracakları ve hedef seçimi noktasında çok başarılıdırlar. Bunun için kendilerini mükemmel bir şekilde kamufle ederler; sade ama temiz giyinirler, bıyık ya da kirli sakalları yoktur. Keskin gözlerle avlarını takip eder ve sonuca ulaşırlar.
Özellikle “mağduriyet” meselesini kullanma ve mağduriyet üzerinden bağ kurma konusunda uzmandırlar. Örneğin; hedeflerindeki kişi eski bir solcu ya da solcu yakını ise, solculuk edebiyatı ve mağduriyet söylemleriyle o kişiyi etkilerler. Karşı taraf kendisine yönelik kumpası göremeden bir anda bu ağın içinde bulur kendini. Aziz Nesin’in ailesinden bazı isimler, Uğur Mumcu’nun oğlu Özgür Mumcu gibi figürler; ya “DEM’lenerek” ya da Matematik Köyü’nün ekonomik sıkıntılarına çözümler bulunarak bu avlanma stratejisinin örnekleri haline getirilmişlerdir.
Türkiye’nin önemli vakıf ve dernekleri, yine bu avcılık yöntemleriyle küresel sermaye tarafından fonlanmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun kurucu ortağı olduğu TESEV buna en net örnektir. Sosyal Demokrasi Derneği (SDD) ve Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) yine bu stratejiyle fonlanan, emperyalizmin güler yüzlü karakolları haline getirilmiştir. Yakın tarihin en büyük Türk devrimcilerinden Sayın Türkan Saylan’ın kurduğu ÇYDD’nin bile ekonomik sorunlar bahane edilerek bu ağlar tarafından hedef alınmış olması inanılmaz bir örnektir. Bazı kadın dernekleri, sendikalar ve başta CHP olmak üzere siyasi partiler, bu avlanma stratejisine son derece müsait yapılardır.
Sevgili dostlar, biliyorum biraz uzun oldu ama Soros tarafından fonlandığı bilinen TESEV gibi vakıflar gerçektir. Bu anlamda CHP’nin kurumsal kimliğine yapılan darbe girişimi, İstanbul Borsası’nda bile keskin düşüşlerle infiale neden olmuştur. Buradan CHP’nin kurumsal kimliğinin Türkiye için ne kadar hayati olduğunu bir kez daha anlamak zorundayız.
Son olarak buradan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’na seslenmek istiyorum: Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ bu yaşanan darbe sürecine karşı çok net bir duruş sergilerken, İYİ Parti’den şu ana kadar kayda değer bir açıklama gelmemiş olmasını kabul edilemez buluyorum.