Kanunu Bırak da Adalete Bak!
Toplumlar adalet duygusundan vazgeçerse, yıkılmaya ve yok olmaya mahkûmdur. “Senin hırsızın, benim hırsızım” denklemine giren siyasi yaklaşım; toplumsal adalet yerine ancak adaletsizlik yaratır. Sadece adı CHP diye, sadece CHP Genel Başkanı diye yapılan ya da yapılması muhtemel hırsızlığa razı gelmek vicdansızlıktır. Bu bağlamda biz kanun değil, gerçek adaleti istiyoruz.
Çürümüş partilerin organize soygunculukta adeta birbiriyle yarıştığı bu dönemde, çürümüşlüğün en son örneğini açıkça söylemek zorundayız: Ortada 20 milyon dolar rüşvet alındığı iddiası var ve Özgür Özel susuyor. Unutulmamalıdır ki, susmak ikrardan gelir.
Evet, kanun dedik… Şimdilik dokunulmazlık zırhı nedeniyle yasal bir işlem yapılmıyor olabilir; ancak beşerî adaletin burada devreye girmesi yasak mıdır? Niçin bu konuda bir baskı kurulmuyor? Örneğin; Özgür Özel’in istifaya çağrılması gerekmez mi? Bu meseleyi “yandaş medya kaşıyor” diye nasıl görmezden gelebiliriz? Eğer iktidar tarafı çıkıp “Paris, Fransa’nın başkentidir” dese, sırf onlar söyledi diye buna “hayır” mı diyeceğiz?
Muhittin Böcek’in, aday olabilmek için bu parayı bizzat Manisa’ya gönderdiği ve paranın orada teslim alındığı iddiasını; sırf TGRT Haber yapıyor diye yok mu sayacağız? Peki, 2024 yerel seçimlerinde aday olan diğer belediye başkanlarının da benzer şekilde para vermediklerini kim garanti edebilir?
Bunca yıllık siyasi tecrübeme dayanarak söylüyorum: Genel merkezlerin para karşılığında aday belirlemeleri maalesef olağan bir hal almıştır; bunu bilirim. Özellikle Kılıçdaroğlu sonrası Özgür Özel döneminde aday belirleme kriterinin “dolar rüşveti” —yani bildiğiniz bir aday borsası— olduğu bir gerçektir. Bu anlamda kimse bana hariçten gazel okumasın.
Sonuç olarak; kanun Özgür Özel’e dokunmuyor olabilir ama ya adalet? Toplumun en derinindeki adalet duygusu nerede? Özel, derhal Atatürk’ün koltuğundan çekilmelidir. Kendini aklayıp, temizlenmiş ve arınmış olarak olağanüstü kurultayda tekrar aday olabilir; ancak bunların hiçbirinin onun umurunda olmadığını biliyoruz.
Onun misyonu henüz bitmedi. O, Tayyip Erdoğan’ın tekrar Cumhurbaşkanı olması için orada tutuluyor; bu yüzden kendisine dokunulmuyor. Adalet duygusunu yitirmiş toplumlar, kendine yakın gördüğünü dokunulmaz kabul eder. Tamam da; hani sadakat, hani temiz siyaset, hani bizi bu durumdan kurtaracak lider?