Sayfa Seç

İyi Parti 4. Olağan Kurultayı’na Dair

İyi Parti 4. Olağan Kurultayı’na Dair

Uzun yıllar sonra gerçekten görkemli bir kurultay salonuna tanıklık ettik.

Demokrasinin kurumlarda canlı olduğu dönemleri hatırlatan bir atmosfer vardı. Tam bir iyimserlik değil belki; fakat umuda yer açan bir tablo görmek yine de kıymetliydi.

Eski CHP’nin anti-emperyalist, tam bağımsızlık vurgulu kurultaylarını hatırlayanlar bilir:
İddiaların, devrimci söylemlerin ve kırmızı salonların ruhuyla şekillenen o toplantılar…
İYİ Parti kurultayında, o havadan bir esinti hissettim.

Delegasyon yapısı, salon düzeni ve katılım niteliği açısından tablo netti:
Temsiliyet güçlü, kadro profili liyakatliydi.

Bu yönüyle İYİ Parti kurultayı, Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel döneminin “adrese teslim” CHP kurultaylarından sonra gerçekten nefes aldırdı.

1108 delegenin tamamının oyunu alan Müsavat Dervişoğlu’nun açılış ve kapanış konuşmaları genel hatlarıyla etkiliydi. Söylemi sakin, mesajları netti.

Kurultayın zamanlaması ise son derece bilinçliydi ve bu ayrıca takdiri hak ediyor.

Türk bayrağına yönelik alçakça saldırıların yaşandığı günlerde yapılan bu kurultay, Büyük Türk Milleti’nin iradesini ve kararlılığını hatırlatan bir buluşmaya dönüştü. Salonun her yerini saran bayraklar, bu mesajı açıkça veriyordu.

Bu atmosferin;

  • PKK tartışmalarının yoğunlaştığı,
  • Özgür Özel’in tesettür–türban çıkışının yarattığı gerilim ortamında,

CHP yönetiminin psikolojisini sarstığını söylemek abartı değildir.

İYİ Parti’nin, Türk bayraklarıyla donatılmış salonu ve nitelikli GİK üyeleriyle Türk siyasetine yeni bir soluk getirme çabası göz ardı edilemez.

Son tahlilde tek dileğim şudur:

Müsavat Dervişoğlu’nun, Meral Akşener gibi Saray’a dümen kırmamasıdır.

Yazar hakkında