Sayfa Seç

Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun

Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun

TRT 1’de Mustafa Keser’i dinlerken içimden yazmak geldi.
Eski İzmir hatıralarını andım bu gece; yazayım dedim. Mehmet Erdül abim de cesaret verdi bugün nasılsa…

Ne zaman bir şarkı duysam, ilk aklıma gelen yer İzmir Fuarı olur. Eskiler bilir; Fuara Basmane Kapısı’ndan girdiğiniz yaz akşamlarında sağda Lunapark Gazinosu, biraz ileride Manolya, karşısında Akasyalar… Kapının sol tarafına dönerseniz Ekici Över, Dağ Disko; Paraşüt Kulesi’nin karşısında Göl Gazinosu…

Yazmakla bitmez güzellikler… Her tarafta şarkıların nameleri, büyük müzisyenler… Yerlerde, çimenlerin üstünde yer sofraları… İzmir’in en güzel hanımlarının elinde sanata dönmüş köfteler, dolmalar; semaverler, rakılar, şaraplar… Aman Allah’ım, ne günler…

Hepsi sanki buhar olup gittiler; bizi öksüz, yetim bırakarak…

Yanlış hatırlamıyorsam, benim delikanlılığa adım attığım o günlerde; Lunapark’ta Emel Sayın, Manolya’da Zeki Müren, Ekici Över’de Neşe Karaböcek ve Bülent Ersoy; Ada Gazinosu’nda ise tabii ki Gönül Yazar sahne alırlardı.

Zeki Müren sahneye mini etek, apartman topuklu ayakkabılarıyla çıkar; ilk şarkısı *“Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar”*ı sahne arkasında, mikrofonsuz söyleyerek sahneye girerdi.

Ekici Över’de Bülent Ersoy da “Baharı Bekleyen Kumrular Gibi” şarkısını elinde mikrofon olmadan, Zeki Müren’e nispet olsun diye söylerdi…

Piyale Makarnası’nın bir pavyonu vardı mesela; Tuborg Pavyonu’nun karşısında Efes Pilsen satarlardı. Ama ben Tuborg Pavyonu’ndaki ortamı daha çok severdim.

Paramız olmasına rağmen Fuar’ın telli duvarlarına tırmanır, mahalledeki arkadaşlarla içeri atlardık.

Çocukluğumdan beri Türk sanat müziğinin hayranıydım. Çıraklığım Kızlarağası Hanı’nda yorgancılık yaparak geçti. Birçok usta akşamları masa kurar; Abdullah Yüce, Zeki Müren, Safiye Ayla, Muazzez Abacı gibi büyük ustaların şarkılarıyla aynalı piyiz yaparlardı. Mezeler bittiyse beni Mezarlıkbaşı’ndaki ciğerciye yollarlardı.

Diyelim ki tam matiz olmadılar; beni de yanlarına alır, Konak’taki Yakamoz Meyhanesi’ne gider, Müzeyyen Senar’ın taş plaklarını dinleyerek günü tamamlardık.

Her şarkının anısını, gezdiğiniz İzmir sokaklarında hissetmeden kendinizi İzmirli saymayın.

Hamam Sokağı’nda kurucu Cemal Ağa’nın dükkânına kuru yemiş almaya gitmeye bayılırdım. Büyük Sinema’nın önünde Tom Miks kitaplarını değiş tokuş etmek… Mennan’da dondurma yemek… Şimdi öyle değil mi? Kordon’da balık ekmek…

Saray Sineması’nda işten kaçıp akşama kadar film seyretmek, Doksanbeş’in Kahvesi’nde Körfez’i izleyip çay içmek… Gelmez be birader, o günler gelmez…

Ah şu şarkıların gözü kör olsun…

Şarkılar seni söyler, dillerde nâmen adın…
Bütün şarkılar İzmir için bestelenmiş gibi… İstanbul da neymiş…

Eski şarkılar söylenmiyor artık. Son demine yaklaştığım bu hayatın en güzel yılları, şarkılarıyla birlikte İzmir’de geçti.
İyi ki İzmirliyim.

Yazar hakkında