Deli Kız Halk Oyunu
Çocukluğumda izlerken en sevdiğim halk oyunuydu Deli Kız.
Özellikle yöresel düğünlerde oynanırdı. İki kişi karşı karşıya geçer; biri gelin olur, eşarp takar, diğeri ise sürekli bıyıklarını burkarak gelinin çirkinlikleriyle alay ederdi. Gelin kılığına giren oyuncu ağzına su doldurur, sonra bunu geline doğru püskürtürdü.
Muhteşem denecek kadar Anadolu folklorunu yaratırlardı bizlere. Mahallemizin, semtimizin doğal tiyatrocularıydı onlar. Tabii rakı içmeden çıkmazlardı oynamaya. Yetenekli olurlardı, seçilirlerdi; oynarken profesyonel tiyatroculara taş çıkaracak kadar yani…
Semtimizde, Sivas Gürün düğünlerinin vazgeçilmez oyunuydu Deli Kız folkloru.
Rahmetli Duran abi (Duran Karapınar) – Allah nur içinde yatırsın – ve abim Nurettin Kara genellikle oyuncular olurdu. Ah o günler… Şimdi yabancı gibiler. Ne günlerdi ama…
Orta Asya’dan beri süregelen yöresel oyunlarımız bitmesin. Deli Kız’da olduğu gibi tüm yöresel oyunlarımız kardeşliği, dayanışmayı, üretim birlikteliğini temel alır. Anadolu’nun tüm motifleri bu oyunlarda kendini bulur; rengârenk bir gökkuşağı gibi…
Espablar, yemeniler, elbiseler, takılar, kınalar, eşarplar, potinler, lastik ayakkabılar… Kırmızı yanaklı genç kızlar, toy delikanlılar…
Bizim semtimiz; Afyonlu, Kütahyalı, Denizlili, Sivaslı, Erzurumlu, Erzincanlı, Çerkez, Bayburtlu, Bulgar göçmenleri, yaylacılıklı Selanikliler ve 80 sonrası Maraşlıların yoğun olarak yaşadığı; Mehtap Mahallesi, Çamlık ve İsmet Paşa’dan oluşan kenar mahallelerin ortak semtiydi.
Düğünlerde de cenazelerde de hep beraber olunurdu. Dayanışma duygusu yüksekti. Acılarla mutluluklar iç içe yaşanırdı; kız alınıp kız verilirdi, akraba olunurdu. Ayrımcılığın, ötekileştirmenin esamesinin olmadığı bir yaşamdan bahsediyorum.
Sanayi işçisinin karşılığı olan, sendikal örgütlenme içinde yer alan; tütün, incir, üzüm fabrikalarına mesaiye birlikte gidilen insanların semtiydi burası. Komşuluğun ne olduğunu bilenlerin semti…
Aslında tüm kenar mahallelerin ortak özellikleri hemen hemen aynıdır.
Sosyalist ve devrimci gençlerin yetiştiği bir komündü adeta.
12 Eylül faşist cuntasından sonra bu ve benzeri semtlerde solcu gençlerin üzerinden adeta bir silindir geçti. Yok edildiler. Ardından semtlerin sosyolojik değerleri tamamen değiştirildi; yerine “neo-liberalizm” adı altında dinci bir güruh yaratıldı.
Bu çok önemli bir sosyolojik dayatmadır. Ülkenin bugün içinde bulunduğu gerici, yobaz kültürün parametrelerinden biridir. Dengeler değişti; solcuların yerine elinde Kur’an’ı eksik etmeyen cemaatler, tarikatlar, yobazlar ne varsa bu boşluğu doldurdu.
Lümpen gençlik, lümpen kültür… Arabesk yaşamın yarattığı büyük değişimi de unutmamak gerekir.
Bakıyorum da şimdi;
Solun evrensel değerleri hemşericiliğe, mezhepçiliğe, bölgeciliğe indirgenmiş durumda. Bu ironik çıkmaz, bir karabasan gibi önümüzde duruyor.
Sonuç olarak, Deli Kız oyunundaki kardeşlik folkloru yok artık. Yerine neo-liberalizmin dayattığı etnisite ayrımcılığı var. Bu durumun parametrelerini yaratanlar emperyalistlerdir. Ve bu süreç, o güzel semtlerdeki güzel insanların ve solcuların yok edilmesiyle başlamıştır.