Buca: Kendi Tarihine Sahip Çıkmayan Kentin Adı
Ben Buca’nın yerlisi değilim fakat Şirinyer’i çok iyi bilirim. Şehrin bütününe, özellikle de belediye idareciliğine bakıldığında; tarihini yok sayan, önemsemeyen bir savurganlık söz konusudur.
Buca bizim için cezaevinden sonra başlar, eski mezarlıkta biterdi. Çocukken “Rıza Ağa’nın havuzuna” sık sık giderdik. Daha sonra, yani devrimcilik yaptığım dönemde, derneklere uğrar ve gece yazıları yazardım; bunun haricinde kente dair çok fazla bilgi sahibi değildim.
Ama Şirinyer benim hayatımda çok önemlidir. Çamlık Mahallesi’nde çocukluğu geçmiş biri olarak söylüyorum: Şirinyer sadece bir semtin adı değil, tarihe açılan bambaşka bir dünyanın adıdır. Özellikle Kızılçullu Su Kemerleri, Şirinyer İstasyonu, NATO yerleşkesinin içinde bulunan Saat Kulesi ve yine yerleşke içindeki muazzam Cumhuriyet yapıları… Hayranlık uyandıran bu tarihsel yapılara hiçbir zaman gerekli ilginin gösterilmemesi, bu mirasa sahip çıkılmaması benim için her zaman hayal kırıklığı olmuştur.
Örneğin, Vezirağa Su Kemerleri ile Kızılçullu Su Kemerleri arasında kalan Manastır, şimdiye kadar hüzne ve yalnızlığa mahkûm edilmiş, adeta yok sayılmıştır. “Bir garip yılgınlık şehri neresidir?” diye bir soru sorulsa, inanın buna tek cevabım Buca olurdu.
Oysa Buca merkezinde, başta Yanıkkaveler olmak üzere Heykel ve Yaylacık çevrelerinde geçmişi kurcalamak isterseniz, o derinliğin içinde boğulursunuz. Özellikle 1880’li yıllardan Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar olan süreçte; inanılmaz kültür alanlarına, ibadethanelere ve eğitim kurumlarına ev sahipliği yapmış bir kenttir Buca. İzmir özelinde Kuva-yi Milliye kadrolarına mesken olmuş, CHP’nin kurucu kadrolarına kapılarını açmıştır.
Mimarlık Fakültesi ve Eğitim Fakültesi yerleşkelerindeki muazzam tarihi yapılar dururken, en ufak bir dokunuşu dahi olmayan belediyecilik anlayışı ile bugünlere gelinmiş olması kabul edilir değildir. Cemil Şeboy döneminden sonra Buca, özellikle yağmacı bir anlayışla yönetilmiş; eğitimsiz topluluklar, Buca’nın “üst kültürü” ile açıktan savaşmıştır. Son noktada ise karşımızda yıkım, çöp, bakımsız yollar ve aşırı yapılaşma var.
Sonuç; yok olan Buca ve Şirinyer’in o muazzam, düzenli sokakları… “Cennet Buca”dan geriye sadece Hipodrom, Hasanağa Bahçesi ve Koşu Tepesi kaldı.